Tevbe Suresi 21-26 Ayet Tefsiri

tevbe suresi

Tevbe Suresi 21-26 ayet Tefsiri

Tevbe Suresi 21-26 ayet meali için tıklayın

ayetler tefsiri

(21/22)- Bu insanlar, 19 ve 20. âyetlerde açıklanan, göç eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlardır. Allahû Tealâ, onlara hem rahmet gönderir hem onlardan razıdır ve onları cennetler ile müjdelemektedir. Bunlar sahâbedir. Rıdvan, “razı olmak” demektir. Bu âyet, Tevbe Suresinin 100. âyet-i kerimesiyle tam bir illiyet rabıtası içindedir. Aynı standartlar, aynen iki âyette de sıralanmıştır.

23- Velâyet (“bağımlılık”, “dostluk”) terimi buradaki anlam akışı içinde, başkalarıyla diğer müminlere karşı kurulan dostluklar, ittifaklar anlamındadır. Sözkonusu terimin normal insan ilişkileri içinde yer alan “dostluk/arkadaşlık” anlamında kullanılmadığı, kişinin anne-babasına ve akrabalarına karşı iyi ve rahm edici davranmasını öğütleyen pek çok ayetin varlığıyla sabittir. Bu hususu,  Müslümanlar cemaatine düşmanca davranmayan gayrimüslimlerle dostça ilişkiler kurmanın caiz ve hatta istenir bir durum olduğunu müminlere hatırlatan 60. surenin 8. ve 9. ayetleri daha açık bir biçimde ortaya koymaktadır.

24-Yahut buyruğunun yerine gelmesini sağlayıncaya kadar”. Bu ifade , Hesap Günü’nü yada -daha muhtemeldir ki- kısır çıkar kaygılarını ahlakî değerler üstünde tutan toplumların kaçınılmaz yozlaşmalarını , çöküşlerini işaret ediyor olabilir. Ve daha önemlisi, bu ayet, soy ve kan bağına, ırk asabiyetine, ırk düşkünlüğüne toplumsal davranışları belirleyen temel öğe olarak bakan görüş ve eğilimleri reddetmekte ve bir müminin bireysel ve toplumsal hayatını yükselteceği tek sağlam ve meşru temel olarak dünya görüşünü hayat görüşünü öne çıkarmaktadır.

25-Huneyn savaşı, Mekke’den Tâif’e giden yollardan biri üzerinde bulunan bir vadide, H. 8. yılda. Mekke’nin Müslümanlarca fethinden kısa bir süre sonra vuku bulmuştur. Bu savaşta Müslümanların hasmı ( ki Huneyn vadisi onların arazisinde yer alıyordu) müşrik Hevâzin boyları ve onların müttefiki olan Benî Sakîf oymağıydı. Dine yeni giren pek çok Mekke’liyle takviye edilmiş olan Müslüman ordusu onikibin dolayındayken, savaşa katılan Hevâzin ve Sakîflilerin sayısı bunun üçte biri kadardı. Müslümanlar, anlaşılan, fazla emin ve rahat davranıyorlardı. Bu yüzden olacak, Huneyn vadisinin gerisindeki dar geçitlerde düşman gruplarınca kurulan bir pusuya düşürüldüler ve ağır kayıplar vererek düzensiz bir biçimde geri çekilirken bu sefer de bedevilerin ok yamuruna tutuldular. Yalnızca Hz. Peygamber ve o’nun ilk bağlılarının (Muhacir ve ensar) gayretleriyledir ki duruma hakim olundu ve Müslümanların başlangıçta içine girdikleri bozgun havası kesin bir zafere dönüştürüldü. 25. ve 26. ayerler, gerçek yardımın ancak Allah’tan gelebileceğini; değerce “Allah’ın, O’nun Elçisi’nin ve Allah yolunda girişilecek cihadın/üstün çabanın” önüne geçirildiği sürece sayıca çokluk olmanın, soy ve kan bağının, malın-mülkün hiçbir şeye yaramayacağını belirterek zikri geçen bu Huneyn savaşının bir değerlendirmesini ortaya koymaktadır.

26- Ayette sözü geçen manevî mahiyeti, “senin görmediğin [yada göremeyeceğin] güçlerle….” şeklinde ayetlede işaret edilmektedir.

 

 

 

 

Etiket(ler): , , , , , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Yorumlar kapatıldı.