Tevbe Suresi 1-6. Ayetler Tefsiri

Tevbe Suresi Tesfiri

Tevbe Suresi

1- Allah’dan ve Resulü’nden bir ültimatomdur bu, kendileriyle antlaşma yaptığımız müşriklere.

Zımnen, ki bu andlaşmayı onar (o inkarcılar) bilebile ihlal etmiş bulunuyorlar. Keza müminlere karşı andlaşmalarında sadık kalan kafirlerden söz eden 4. ayet yukarıdaki bölümü önceki surenin (Enfâl) 56-58.ayetleriyle bağlantılıdır. Berâeb ismi (ki, “[bir şeyden] sıyrıldı, serbest kaldı” yahut ” [bir şeyden ] dahili olmaktan bir şeye katılmaktan vazgeçti” anlamına gelen berie fiilinden türemiş yada antlaşmalarla belirlenmiş bağ ya da yükümlülüklerden muaf olunduğunun i yahut onlardan sıyrılmış bulunduğunun bildirilmesi duyurulması anlamına ifade eder.

2- Bundan böyle yeryüzünde dört ay daha istediğiniz gibi gezip dolaşın. Şunu da bilin ki, Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz. Allah kâfirleri mutlaka perişan edecektir.

Kendileriyle inananlar arasındaki antlaşmaları kuvvete başvurarak ihlal eden müşriklere Allah’tan başka şeylere/ varlıklara ilahlık yakıştıran kimselere hitap eden bu sözler antlaşmanın öngördüğü bütün yükümlülüklerin inananlar lehine geçersiz kılındığını kaldırıldığını ifade ediyor. Bu duyuruyla açık ve fiil’i düşmanlık halinin ilişkilere doğrudan yansımaya başlayacağı güne kadar geçecek dört aylık süre müşrik düşman tarafından antlaşmayı ihlal edici davranışlarına dikkat çekilerek verilen “sen de buna bir karşılık olarak onlarla yaptığın antlaşmayı boz” emrinin tafsili kabilindedir.

3- Ayrıca büyük hac günü Allah ve Rasulü tarafından insanlara bir ilandır ki, Allah da resulü de müşriklerle yapılan antlaşmalara artık bağlı değildirler. Eğer hemen tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Yok yine tevbeden yüz çevirirseniz biliniz ki, Allah’ı yıldıracak değilsiniz. Kâfirleri acı bir azap ile müjdele.

“Büyük hac günü”nden hangi haccın kast edildiği konusunda müfessirler arasında görüş birliği yoktur. Müfessirlerin çoğu bunun, Hz. Peygamber’in bizzat katılmadığı ve Hz. Ebû bekir’i hac emîri olarak görevlendirdiği  Hicretin 9.yılında yapılan hac olduğunu ileri sürmüşlerdir. Oysa Kur’an da bu özel haccın “Büyük Hac” olarak nitelendirilmesi bu görüşü ihtimal olmaktan çıkarmaktadır.

Öte yandan, bu konuda Abdullah b. Ömer’e dayanılarak rivayet edilen bir hadis’e göre Hz. Peygamber, Hicretin 10. yılında bizzat imamet ettiği, tarihe Veda Haccı diye geçmiş bulunan son haccı tam da bu sözcülere yani “Büyük Hac” olarak anmıştır. Bu hadis de göz önünde  bulundurularak

4- Ancak kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklerden size olan ahitlerinde hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiçbir kimseye yardımda bulunmamış olanlar bunun dışındadır. Siz de onlarla olan antlaşmanızın hükümlerine antlaşma süresinin sonuna kadar uyunuz. Muhakkak ki, Allah müttakileri sever.

Bu hadiste göz önünde bulundurulduğunda ayette sözü geçen Haccın büyük Veda Haccı olduğuna rahatlıkla hükmedilebilir. Eğer bu son görüş doğruysa ,bundan surenin 3. ve 4. ayetlerinin de Veda Haccı sırasında Yani Hz. Peygamberin vefatından Kısa bir süre önce vahyedildiği sonucu çıkartılabilir. Ayrıca güvenilir bir rivayet üslubu içinde Hz. Peygamberin sahabesinden El-Berâ ya isnad edilen ve başka türlü şaşırtıcı olacak olan Tevbe suresinin Hz Peygambere vahyedilen Son sure olduğu yolundaki ifadenin de anlaşılabilir olmasını sağlıyor.

Çünkü her ne kadar Suriye’nin bir bütün olarak Hicretin 9. yılı içinde vahiy edilmiş olduğu ve Kuran’ın Maide gibi muhtelif başka surelerinin onu izlediği herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak biçimde biliniyor olsa da mümkündür ki El-bera da bu ifadeyi kullanırken sadece Tevbe suresinin Muhtemelen Veda Haccı sırasında vahyedilen bu iki anahtar ayetini (3. ve 4. Ayetler) kastediyordu.

5- Şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler namaz kılıp zekâtı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki, Allah gafurdur, rahîmdir.

Arabistan’da yaygın islam öncesi bir örfe göre, muharrem, receb, zilkâde ve Zilhicce ayları, kabileler arası saldırmazlık yada mütakere alamında “haram” aylar olarak kabul edilirdi. Kur’an bu mütakere dönemlerini korumak ve çoğu zaman birbiriyle kavgalı olan kabileler arasında barışı yerleştirip geliştirmek amacıyla bu eski örfü ilga etmemiş tersine destekleyip güçlendirmiştir.

Önceki iki ayet ve keza  birlikte okunursa görülecektir ki yukarıdaki ayette antlaşmadan doğan yükümlülükleri yerine getirmeyen saldırgan bir toplulukla zaten içine girilmiş bulunulan bir savaş hali söz konusudur.

Yani “savaş durumunda yapılması gerekli ve yararlı ne varsa, herşeyi yapın” Mersad kelimesi düşmanın görülebileceği rahatlıkla gözetlenebileceği yer anlamına gelmektedir.

Daha önce de pek çok yerde işaret etiğimiz gibi kur-an’ın her ayeti, kur-an’ın  bütünü göz önünde bulundurulup bütünlük içinde değerlendirilmeye çalışılarak okunmalı anlamlandırılmalı ya da yorumlanmalıdır. Yukarıda, inananların savaş içinde bulundukları müşrikler arasında vaki olması mümkün ihtida olayından söz eden  ayet de kur-an’ın temel ilkeler örgüsü içinde  değerlendirilmelidir. Bunların biri de “Dinde zorlama yoktur” ilkesidir. Bu ilke inananların zora başvurarak insanların dinlerini değiştirmeye girişmelerini kesin bir biçimde yasak olduğunu ortaya koymaktadır ki bu da Müslümanların baş eğdikleri bir düşmandan kurtulmak şartı olarak İslam’ı benimsemesini istemedikleri ya da beklemeleri ihtimalini ortadan kaldırmaktadır.

 

6- Eğer müşriklerden biri aman dilerse, ona aman ver. Ta ki, Allah’ın kelâmını dinlesin. Sonra onu güvenlik içinde olduğu yere kadar gönder. Çünkü bunlar gerçekten de bilgisiz bir kavimdirler.

lafzen, “senin yakınlığını/komşuluğunu arasa” kişinin komşuluğu kadar kol kanat açıp bütün gücünü ve imkanlarını seferber ederek korumasını öngören (islam’ın kuvvetle pekiştirdiği) eski arap göreneğine dayanan bir himaye talebini ifade eden mecazi manada bir ifadedir.

Lafzen “emniyet bulacağı yere” -yani “bırak yurduna yuvasına kavuşsun” (râzi) Bu ifade bu durumda olan kişinin kur’an mesajını benimseyip benimsememekte serbest olduğunu ima eder gibidir. Kur-an ‘ın”Dinde zorlama yoktur”ilkesinin bir teyidi daha.

Bu ayetlerin Tefsirleri için Tıklayın

7-13. Ayetlerin Tefsiri için Tıklayın

 

Etiket(ler): , , , , , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Yorumlar kapatıldı.